Yorgunum; çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var...

Türk halk müziği ve protest müziğin önde gelen isimlerinden Ahmet Kaya, 19 yıl önce bugün geçirdiği kalp krizi nedeniyle 43 yaşında hayata gözlerini yumdu...

Yorgunum; çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var...

Ahmet Kaya, fırtınalı bir hayatın finalinde, 16 Kasım 2000 yılında Fransa'nın başkenti Paris'in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti... Bugün 19. ölüm yılında bir kez daha anıyoruz. İşte Ahmet Kaya'nın hayatına dair merak edilenler...

Ahmet Kaya kimdir?

Adıyaman'dan Malatya'ya göçmüş Kürt kökenli bir baba ile Erzurumlu bir Türk annenin beşinci ve en çılgın çocuğu…

Küçük Ahmet; henüz altı yaşındayken emekçi babasının ona getirdiği bir bağlama ile, herkesin hayatına en az bir şarkıyla dokunduğu müzik devrimine start verecekti...

Dostum dostum
güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker bir yanımız
bir yanımız bahar bahçe...

Aykırı ruhu hayatı boyunca yakasını hiç bırakmadı Ahmet Kaya'nın...

Bunun müziğe yansıması da; kendi öğrenip kendi çalması ile baş gösterdi.

Öyle ki; o dönem, hayranı olduğu Ruhi Su'nun, "Kavga edilmez bağlamayla, bağlama ile meşk edilir" tavsiyesini bile uymadı, bildiğini yapmaya devam etti.

Sonraki yıllarda kıt-kanaat düzenlediği konserlerin afişlerinde Ruhi Usta'nın kendine söylediği cümle ile gönderme yaptı:

Bağlama böyle de çalınır!

Suç oldu suç üstüne 
Her şarkım her yazım 
Vuruştum türkülerle 
Kanla beslendi sazım.

1985 yılında "Artık zamanıdır" deyip şarkılarını sırtlanarak dönemin müzik şehri Unkapanı'nın yolunu tuttu.

Ancak hiçbir tarzla örtüşmeyen, sonraki yıllar özgün müziğe adını öncülük eden bu müziğe kimse yüz vermedi.

Sonraki günlerde kendi imkanları ile yaptığı ilk deneme de sansüre takıldı…

Kaya ilk albümü Ağlama Bebeğim ile halkların kardeşliğine seslendi, ikinci albümü Acılara Tutunmak ile herkes tarafından duyulan bir ses oldu.

Acı çekmek özgürlükse 
Özgürüz ikimiz de. 
O yuvasız çalıkuşu 
Bense kafeste kanarya.

Ama asıl çıkışı; aynı yıl içinde evlendiği Gülten Hayaloğlu ile birlikte geldi.

Gülten Hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkum olan Nevzat Çelik'in Şafak Türküsü şiirini eşine tavsiye etti.

Ahmet Kaya, bu tavsiye ile 1986'da piyasaya çıkan Şafak Türküsü albümü ile geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan adımı attı.

Beni burada arama, arama anne 
Kapıda adımı, adımı sorma 
Saçlarına yıldız düşmüş 
Koparma anne, ağlama

Hakkında yapılan yorumların en isabetlisi olan 'solcuların son sesle, muhafazakarların kısık sesle, ülkücülerin gizlice dinlediği efsane' olmak bu yıllarda başladı.

1986 yıl sonuna doğru da hemen hemen tüm besteleri kendine ait olan An Gelir'i çıkardı...

Gülten Hayaloğlu ile evlendikten sonra, onun söz fabrikası kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve şiirleriyle tanıştı.

Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu'na ait olduğu Yorgun Demokrat isimli albümü 1987 yılında yayımlandı.

Bu müzik ortaklığı, 1988 yılında Başkaldırıyorum, 1989 yılında, İyimser Bir Gül olarak meyve verdi.

Karanlık yollardan geçtik 
Zehir gibi sular içtik 
Bir yanımızda ölüm 
Bir yanımızda yar sevdik 
Bir değil bin bir kere 
Sırat köprüsünden geçtik 
Cehennem denen illetin 
Ta göğsünü deldik geçtik

1990 Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan Sevgi Duvarı isimli albümünü çıkardı.

Gri yılların siyasi ortamında hem kürt hem muhalif olduğu için sözde vatan haini olmaktan kurtulamadı.

Ahmet Kaya için ceketini yağmurlara asıp, tehlikeli şiir okumak ve dünyaya sataşmak vaktiydi...

Gençliğimi kimse bilmez
Sakallarımdan çocuk kokusu
Ağzımdan ay ışığı fışkırır benim
Ceketimi yağmurlara astığımdan beri
Tehlikeli şiir okur
Dünyaya sataşırım ben

Halk konserlerindeki ilgi ve coşkuya rağmen, ülkenin birçok yerinde 'sakıncalı' bir şarkıcıydı artık Ahmet Kaya.

Başı, zaman zaman derde girdi, birçok yerde konser veremedi, albümleri sakıncalı bulunup toplatıldı.

'Başı beladaydı' artık…

Bu süreç ister istemez şarkılarına yansıdı... Ancak, toplumsal hafızadaki, layık olduğu yerini de ilmek ilmek ördü.

Başım belada, adamın biri vurulmuş sokakta 
Cebinde adresim bulunmuş, başım belada 
Tabancamı unutmuşum helada, 
Nerden baksan tutarsızlık
Nerden baksan ahmakça!

1994 yılında Şarkılarını Dağlara söylediği ve 2 milyon 800 bin bandrolle rekor kırdığında, çanlar daha gürültülü çalmaya başladı onun için.

Albümde yer alan Özgür Çağrı isimli şarkıda geçen "Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım" sözleri sebebiyle kaseti toplatıldı, konser vermesi yasaklandı.

Sana yalan söyleyemem 
Darilirsin yavrucagim 
Abin bir gün dagdan döner 
Sarilirsin yavrucagim 
Giden gelmez geri dönmez

Söylediği her sözü olay olan sanatçı hakkında birçok dava açıldı ve bu durum ona "Emniyetler benim ikinci adresim" dedirtti.

Ama bütün baskılara rağmen Kaya, kimliğini hiçbir zaman inkar etmedi.

Bu mücadele, yaptığı şarkılar, insani öfkesi, güzel günlere olan inancı, haksızlığa karşı duruşu ve başkaldırısıyla her zaman büyük saygıyla anılacak günlere gebeydi.

Ve büyük ustanın Televole linçine maruz kaldığı o gece...

Magazin Gazetecileri Derneği'nin toplantısında, bugün olsa haber konusu bile olmayacak bir talepte bulunuyor ve olanlar oluyordu;

Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği'ne, Cumartesi Anneleri'ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum...

Bu sözler üzerine davetliler tepki gösterip, küfür etmeye, çatal bıçak fırlatmaya başladı. Görevlileri tarafından kongre salonundan, olağan üstü koşullarda dışarıya çıkartıldı.

"Ben klasik bir kadere teslim olmak istemiyorum ve öldükten sonra değil, şimdi anlaşılmak istiyorum" diye yırtınsa da kendini kimseye anlatamıyordu:

Zindanlardan taşa taşa kar beni 
Mamak'lardan metris'lerden sor beni 
Diyarbekre kanla bastım mührümü 
Ceset ceset kefen kefen sar beni

Bu olayın hemen sonrasında, bazı gazeteler Berlin'de verdiği konsere ilişkin düzmece fotoğraflar yayınladı.

Ve Ahmet Kaya'ya 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırılacağı mahkeme yolu bir kez daha açıldı.

Suçu; 'bölücü terör örgütüne yardım ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek...'

Haziran 1999'da "Kalsın benim davam, divana kalsın" diyerek Türkiye'den ayrıldı…

Keşke Olmasaydı - Ahmet Kaya

...Ve, 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris'in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti...

Bu albümde Karwan isimli şarkıyı seslendirdi.

Kani diherikin
Karwan diçün
Tişt nema li dü
Hevi ar ü dü
Ü baye gerok
Ji xew rakirin
Birhatinen kür

Söyle anne ve babaya
Yol gözleyen sevgiliye
Geleceğim
O gün gelecek

diyordu bu şarkıda.

Vatanı için canını verirdi lakin, bir Ahmet'i sığdıramadılar koskoca vatana, dışladılar, yargıladılar, ezdiler, dövdüler ve sövdüler... Yetmedi en sonunda sürdüler...

"Ölürsem" diyordu, "Ölürsem arkamdan her şeyi söylesinler, ama vatanını sevmiyordu demesinler!" O vatanını çok sevdi, ama canını bile vatanında veremedi…

Buna bile izin vermediler!..

Bize sordunuz mu biz kimleriz,
alevî, sünnî, kürt, türk kardeşce yatan erleriz.
sanmayın ki yeryüzünde kalanlarımız düşman olacak,
sanmayın ki bu vatan için ölen bizler, ayrı ayrı toprak olacak.

Bizler bu topraklar için şimdi burdayız,
sanmayın ki birer fâniyiz, acıdayız kordayız.
sizler böyle davrandıkça bizler burda zordayız.
kavga devam ederse bir gün yine ordayız.

Burda bu şarkımı söylerken, benim Türkiye'de yaşadığım çok zor günlerde bir merhabasını istediğim fakat bu merhabayı benden esirgeyen ulusal anlamda bu kaderi paylaştığım bütün arkadaşlarıma ve dostlarıma ince bi sitemdir umarım bunu anlarlar

Çok uzakta öyle bir yer var
o yerlerde mutluluklar
bölüşülmeye hazır
bir hayat var.

Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2019, 00:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER